İş Lazım
Girişimciler İçin Ekonominin Üç Gerçeği

Girişimciler İçin Ekonominin Üç Gerçeği

Girişimcilik başkalarının kullanımına bir hizmet veya ürün sunmaktır. İş yapmak insanlar ve bağlantılarla yakından alakalı olduğuna göre, girişimciler için insanlara hizmet etmeyi öğrenmek büyük önem taşır.

Pazarlama, muhasebe, ürün geliştirme ve işin diğer her açısında uzmanlık önemli olsa da ekonomi biliminin önemi çoğu zaman göz ardı edilerek unutulur.

Bu büyük bir yanlış, çünkü ekonomi insan davranışını, duygularını ve kaynak yönetimini de inceler. Bunlar bir girişimcinin bilmesi gereken şeylerdir.

Bu yüzden her girişimci bu üç ekonomi gerçeğini aklına kazımalıdır. Bu şekilde işinizi bir üst seviyeye çıkarabilir, müşterilerinizi daha mutlu edebilir ve hiç olmadığı kadar kâr edebilirsiniz.

1. Ekonomi Bilimi Finans ile Aynı Şey Değildir.

Ekonominin para kazanmayla alakalı olduğu düşüncesi yaygın bir yanlıştır. Diğer yanlış anlaşılmalar ekonominin nasıl yatırım yapılacağı, nasıl zengin olacağı veya nasıl para biriktirileceğiyle igili olduğunu düşünmektir. İyi bir iş adamı olmak iyi bir ekonomist olduğunuzu göstermez.

Evet ekonomi tüm bu alanları bir yere kadar kapsar, fakat asıl odak alanı bu değildir.

Thomas Sowell tarafından yapılmış ve kabul gören açıklamaya göre ekonomi “alternatif kullanım olasılıkları olan kısıtlı kaynakların kullanımı’’dır.

Basitçe, birçok iş için kullanılabilecek kısıtlı kaynak var ve insanlar bunları nereye kullanıp kullanmayacaklarına karar vermek zorundalar. Gerçekten bu kadar basit.

Ekonominin karmaşık hale geldiği nokta ise ekonomik sistemlere ve bunların piyasaları nasıl etkilediğine, nasıl çalıştığına dair okumalar yapmanızla karşınıza çıkıyor. Fakat çekirdeğinde ekonomi, kaynakların dağıtımıdır.

Girişimciler istemsiz bile olsa bunu özünde anlarlar, kısıtlı para, kısıtlı kaynaklar ve kısıtlı taleple işe başlayıp bunları artırmaya çalışırlar.

Bu açmazın omurga yapısını ve temellerini anlayabilmek fazlasıyla faydalıdır.

2.Ekonomi Kamu Politikalarını Büyük Oranda Etkiler.

Bu kadar fazla başarılı girişimcinin işlerine, müşterilerine, piyasaya, sektöre ve çalışanlarına zarar vereceği belli olan politikaları destekliyor olması çok şaşırtıcı.

Bu duruma ilk olarak mezun olduktan sonra Fidelity Yatırım’da çalışırken şahit oldum. O sıralar şirket ülkenin en büyük 401(k) sağlayıcısıydı ve aktif varlıklarının değeri 3 Trilyon Dolar’ı aşıyordu.

Tam bu sıralarda Occupy Wall Street protestoları da devam etmekteydi. İnsanlar Wall Street’in açgözlülüğü ve kötülüğüne karşı çıkmaktaydılar. California Bay Area’daki bazı işletmelerimizde de protestolar devam ediyordu ve ben bu temsilciliklerden birinde çalışıyordum.

İlginç olan şey, ben zengin falan değildim, henüz yeni mezun olmuştum ve ay sonunu zor getiriyordum. Fakat takım-kravat gezdiğim için dışarıdaki protestoculara şeytan gibi görünüyordum. Kravat emekli bir iş adamından ödünç alınmıştı, takımım ise Men’s Warehouse ‘dan indirimde alınmıştı.

Daha da ilginç olanı ise, iş arkadaşlarımdan duyduğum yorumlardı. Çoğunluk protestoculara hak veriyordu. “Wall Street kötülük dolu!” diyenlere “beyler, biz de Wall Street için çalışıyoruz” diyordum. Bu iş arkadaşlarım noktaları birleştiremiyorlardı. Protestocuları ve istedikleri kanun değişikliklerini doğrudan desteklemek sektörümüzü zora sokacak, zaten zor olan işlerimizi daha zor hale getirecek , evrak işlerimizi arttıracak ve finans dünyasına girişteki bariyerleri yükselterek özellikle azınlıklar ve kadınların hayatını zorlaştıracaktı.

Bilinç karmaşası her yerdeydi

Aynı şey sistemin her yerinde sürekli başımıza geliyor. Çoğu zaman başarılı küçük işletmeler kuran girişimciler şu tarz yıkım getiren politikalara oy veriyor:

  • Asgari Ücret
  • Tüketici Hakları
  • Endüstriyi Koruma
  • Kazananı ve kaybedeni seçme
  • Gümrük vergileri
  • Daha çok düzenleme
  • Kamu- Özel sektör işbirlikleri
  • Yardımlar

Bunların her biri iş yapmanın yükümlülüklerini artırır.

Bir iş açmanın maliyeti artar, artan maliyetler müşteriye yansır ve girişimci işini yapmakta zorluk çeker.

Bir parantez de yardımlar ve kamu-özel sektör işbirliklerine açmak gerekir.

Başarısız olma riski girişimciden gizlendiği zaman, işin modeli ve piyasaya yansıması bozulur ve kötü fikirlerin artmasına sebep olur. Hükümet yardımlarını alamayanlar için adil olmayan koşullar yaratması da cabası, ve bundan genelde en fazla azınlıklar ve kadınlar nasibini alır.

Hükümet risk aldığında, bu risk halka vergiler, başarısız şirketler ve vergiden kaçma teşebbüsleri olarak yansır. Fakat girişimciye risk alması ve ödüllerini toplayabilmesi adına izin verilirse, daha büyük ve sağlıklı şirketler ortaya çıkar.

3. Ekonomi İnsan Davranışını İnceler

Adam Smith, 1772’da kaleme aldığı ünlü kitabı Milletlerin Zenginliği ile birlikte Ekonomi’nin Babası olarak bilinir. Ekonomi açısından bu önemli eseri yazmadan önce, aslında Adam Smith’in bir ahlak filozofu olduğu bilinmez.

Önceden yazdığı daha az bilinen kitabı Ahlaki Duygular Teorisi’dir. Tüm kitap bilinç, vicdan, onur ve çoğunluğun iyiliği konularını ele alır.

Her girişimci ekonominin insan ve davranışları ile yakından ilgili olduğunu bilmeli ve her ürün, hizmet veya aksiyonun insanın genel ahlaki yargılarına ve adalet duygusuna uygun olmak zorunda olduğunu kabul etmelidir. Her girişimci aklının bir köşesinde ikili çıkar esaslı alışveriş, düzgün hizmet ve başkalarının yararına işler gibi kavramları tutmalıdır.

Çoğu zaman unutulan diğer bir şey ise dünyanın mükemmel bir yer olmadığı ve olamayacağıdır. İnsanlar da mükemmel değildir ve mükemmeliyet beklemek yersizdir. Girişimciler bunun yerine katı gerçeklikle yüzleşmeli ve işlerini bu gerçekliklere uygun şekilde yürütmeyi öğrenelidirler.

İş ile ilgili kararlar alırken şu üç soruyu,Hoover Enstitüsü’nden Thomas Sowell’in de önerisi üzere kendinize sormalısınız:

  1. Ne kadara?
  2. Neye karşı?
  3. Kanıtlar neler?

Her girişimci bu üç soruyu aklında sürekli döndürmeli ve mükemmel bir kararın olmadığını, bazı kararların diğerlerinden daha iyi olduğunu anlamalıdır. Girişimciler olarak bu gerçekliği anlayarak insan düşüncesini ürünlerimizi veya hizmetlerimizi satın alma yönünde nasıl manipüle edebileceğimizi anlamaya çalışırız. Ekonomi bilimi bu konudaki en büyük yardımcımızdır.

Yorum ekle

Takip Et

Son Yorumlar