İş Lazım

İdari para cezalarının ve yaptırımların iptali-Adım Adım-Güncel dev rehber

Parlakfikirler olarak böylesine kapsamlı bir meseleyi basitleştirmek, sadeleştirmek ve herkesin anlayabileceği kıvama getirmek için kolları sıvadık. İdari cezaların, yaptırımların iptalini için gerekli adımları ele alıp rehber haline getirdik! İdari para cezaları işletmelerin, tesislerin, şirketlerin korkulu rüyası olan ve onları iktisadi, psikolojik yönden zor duruma sokan ve ne yazık ki ülkemiz insanının altından tek başına kalkmaya çalıştığı yaptırımlardır. Bu para cezaları çoğu zaman beraberinde “elkoyma, kapatma, ruhsat ve lisans iptali” gibi başkaca yaptırımlarla beraber uygulanmaktadır.

Ceza ağırlıklı çalışan bir hukuk insanı olarak belirtmem gerekir ki idari cezalar her ne kadar idare hukukunun alanıyla ilgiliymiş gibi görünse de esasında ceza hukukunun alanına daha çok girmektedir. Şöyle ki Kabahatler Kanunu’nu neredeyse her önemli fıkrasında aşağıdaki gibi Türk Ceza Kanunu’na atıfta bulunmaktadır:

Yani görünürde basit, sade anlaşılır olan Kabahatler Kanunu esasında ceza hukuku genel prensipleri ve teorisi üzerine kuruludur. İdari para cezalarının verilmesinde buna göre yargılama, değerlendirme yapmak gerekmektedir. Oysa ki çoğu kez bu cezaları veren idari mercilerin yetkilileri üstünkörü biçimde ceza ilkelerinin muhakemesini ve değerlendirmesini  yapmaksızın cezalara hükmetmektedirler. (“orantılılık, suç ve cezaların kanuniliği, şahsililik ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz” gibi ceza ilkeleri). Halbuki bu tarz muhakemelerin yapılmaması verilen idari para cezalarını hukuksuz kılar. Keza cezalara karşı vatandaşların tek başlarına savunma yapmaya çalışması da ne yazık ki bu hukuksuzluğun sürdürülmesine el veriyor.

İdari para cezalarının ve yaptırımların iptali için yapmanız gerekenler:

1) İdari ceza ve yaptırım kağıdının iyice incelenmesi

İdari kağıdının miktarının yazılı olduğu kurumdan tebliğ gelen kağıdın sıradan alelade bir kağıt parçası olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu kağıtta haklarınızın ne olduğu (15 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvuru hakkınızın olduğu) ve ilgili mercinin adının adresinin düzgünce yazılması gerekmektedir. Aksi halde itiraz sürenizin 60 gün olacağı Danıştay tarafından kararlaştırılmıştır. Yine idari cezanın veya yaptırımın ne olduğu, kapsamı, sınırları net olarak ortaya koyulmalıdır. Bu da cezaya yapılacak olan itirazda sizin için hayati önem taşıyor. Yine bu kağıdı tebliğ alan kişinin kimliği de çok önemlidir. Tebligat muhakkak size veya kanuni temsilcinize, eşinize, ikametinizde oturan veya çalışan kişiye yapılmalıdır. Aksi halde tebligat geçersiz sayılabilecektir. Bu kağıtta aşağıdaki Kabahatler Kanunu 25. maddesinde yer alan tüm hususların eksiksiz ve yeterli şekilde yer almalıdır:

2) İdari cezanın ve/veya yaptırım konusunun hangi deliller ile uygulandığına bakın

Eğer ki bu delil tuzakla, kumpasla, hukuka aykırı yöntem ve methodlarla elde edilmiş ise bu noktada herkesin durması gerekmektedir. Zira “zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur” prensibi gereği bu tarz deliller ile işletmenize veya size idari ceza kesilmiş yaptırım uygulanmış ise bu durum kesinlikle cezanın veya yaptırımın iptali sebebidir. Aksi halde böylesi bir kabul birçok kişinin rakiplerine tuzak kurarak, onları dinleyerek , gözleyerek suç işlemek pahasına şikayet edip cezalandırmasına vesile olur, davetiye çıkarırdı. Delillerin değerlendirmesi için muhakkak bu konuda uzman bir avukata veya hukukçuya danışmalısınız. Keza bu konu ceza hukukunun en karmaşık ve en çetrefilli alanıdır. Bu iş Bırakın sıradan bir vatandaşı ortalama bir hukukçunun bile işin içinden kolaylıkla çıkabileceği bir iş değildir.

3) Soruşturma zamanaşımı geçmiş mi geçmemiş mi incelemek

Kabahatler Kanunun’daki soruşturma zamanaşımı geçmiş mi diye buradan kontrol edebilirsiniz.

Eğer ki soruşturma zamanaşımı geçtiyse ilgili fiil nedeniyle hakkınızda herhangi bir idari para cezası tatbik edilemez. Ancak elbette burada zamanaşımının hesaplanması yapılırken son işlenilen fiil veya eğer ki kabahat müteselsil tek bir fiil ile işlenebilen kabahat ise kabahatin işlendiği son gün baz alınacaktır. Yani mesela “gece vakti alkol satışı yapmak” gibi fiilden dolayı idari para cezası tatbik edilmesi gündemdeyse bu halde her bir alım-satım fiili ayrı ayrı idari para cezasına ve bağımsız zamanaşımı sürelerine tabi olacaktır. Ancak mesela “afiş asma” gibi bir kabahati aynı içerikteki afişlerin asılması şeklinde aylara bölünerek yapılması halinde tek bir kabahatin oluştuğu varsayılacak ve zamanaşımı da son afişin asıldığı günden itibaren başlayacaktır.

4) 1183 sayfalık Artuk-Gökçen Ceza Genel kitabının ilk 240 sayfalık suç teorisi kısmını ve Kemal Gözler’in İdare Hukuku kitabını okuyun

Evet arkadaşım, Tıp Fakültesi okumadan nasıl ki doktor olunmuyorsa hukuk kitaplarını okumadan hakkını da arayamazsın. Başlıktaki ceza genel kitabına ve idare hukuku kitabına ek olarak en başta Kemal Gözler’in 305 sayfalık kısa hukuka giriş kitabını da okumanız şart. Elbette bunları sahiden özümseyerek, notlar alarak beyninize oturtturarak yapmalısınız. Sıradan bir gazete kupürünü okur gibi değil de sınavlara hazırlanan hukuk fakültesi öğrencisi gibi okumalısınız.

Neden biraz alaylı dille bu yukarıdaki paragrafı yazdım?

Yazdım çünkü “1000 kişiye düşen bilmediği halde bildiğini zanneden insan sayısında” dünya birincisi olduğumuz için vatandaşları uyandırmak ve bazı temel ve basit meseleleri kavramalarını sağlamak istiyordum. Arkadaşlar sakın ola bu idari ceza iptali sürecinde hukukçudan yardım almaksızın tek başınıza hareket etmeyin. Aksi halde sonradan kapısını çaldığınız hukukçu size maalesef yardım edemeyecektir. Siz hiç kanserin son aşamasında doktora gidip de tedavi uman hasta gördünüz mü? Bu iş de biraz buna benziyor.

Eğer ki içtima, teşebbüs, iştirak halleri var ise bunların Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine göre değil de Kabahatler Kanunu’nun aşağıdaki görselde yer alan hükümlerine göre uygulanacağını da belirtmek isterim.

5) Okumaları yaptıktan sonra sıra geldi dilekçemizi yazmaya

İdari cezanın size usulüne uygun şekilde tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde dilekçenizi tamam edip cezanın tebliğ edildiği yerdeki idarenin bağlı bulunduğu Sulh Ceza Mahkemesine (tebligatı gönderen idari amirliğinin bulunduğu yer mahkemesine) yapılmalıdır. Yani yetkili yer burasıdır. İdari ceza hangi merciden geldiyse o mercinin idari para cezalarınının düzenlenmesi, tahsili, takibi ile ilgili yönetmelik araştırılmalıdır. Mesela gelen ceza trafik cezası ise bu cezalarla ilgili  “Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının Düzenlenmesinde, Tahsilinde ve Takibinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (Resmi Gazete No 27897 Resmi Gazete Tarihi 06.04.2011)” uygulanır! Bu tür yönetmelikleri de inceledikten sonra artık dilekçemizi yazmaya başlayabiliriz.

İtiraz dilekçenizin iskeleti şu başlıklar üzerine kurulu olmalıdır. Bunları zaten nette dolaşan matbu, örnek idari ceza itiraz dilekçelerinde de bulabilirsiniz.

İtiraz eden: ……..

Vekilleri: ……….

karşı taraf: ……..

İtirazlarımız: ……..

Kanıtlar: ………

İstem Sonucu:…….

Hukuki dayanak: (506 s. SSK. m. 140) (2577 s. YUK. m. 12)

İdari ceza itiraz dilekçemizde dikkat edilmesi gerekenler:

  1. Ad, soyad, tc, unvan ve adresler eksiksiz doldurulmalıdır. Özellikle de adresler tebligatların düzgün tebellüğ edilebilmesi adına ayrı bir önem taşımaktadır.
  2. Dilekçenin sonuna dilekçeyi yazdığınız değil ilgili sulh ceza mahkemesine teslim ettiğiniz günün tarihi yazılmalı.
  3. Dilekçenin her bir sayfasını ıslak imza ile imzalamayı unutulmamalı!
  4. kanıtlar ve deliller itirazlarımız/açıklamalar kısmında parantez içerisinde “EK-1“, “EK-2” gibi büyük harfle ve koyu yazılmalıdır.
  5. Sizin de delilleriniz hukuka uygun olmalıdır aksi halde kaş yapayım derken göz çıkarabilirsiniz
  6. Ceza kağıdını hangi tarihte tebliğ aldığınızı dilekçenizde muhakkak belirtmelisiniz.
  7. Eklerin üzerine de yukarıda bahsettiğim numaların yazılması gerekmektedir.

6) İdari yaptırımların iptali için dilekçe nasıl yazılır ve hangi mahkemeye ne zaman, nasıl verilir?

İdari cezalar ve yaptırımlara karşı hukuki yol ve yöntemleriniz farklı olacaktır.

Cezalara karşı itiraz prosedürü işlerken yaptırımlara karşıYaptırımı tatbik eden idari mercinin bulunduğu yer idare mahkemesine bir avukat aracılığı ile dava açmanız gerekmektedir“.

          İdari yaptırımlar için açacağınız idari dava iptal davası olabileceği gibi tam yargı davası da olabilir. İptal davasında sadece idari yaptırımın iptalini istersiniz. Bu davayı idari yaptırımdan menfaatleri etkilenen herkes açabilecektir. Ancak tam yargı davasında ise idari yaptırım nedeniyle uğradığınız zararı talep edersiniz. Bu davayı ise sadece hakları doğrudan ihlal edilen ve zarara uğrayanlar açabilir. İki dava türü tek seferde tek bir dilekçe ile de açılabilmektedir. Yine; önce iptal ardından iptal kararının tebellüğ tarihinden itibaren 60 günlük süresi içerisinde tam yargı davası da açabilirsiniz ki hangi yol ve yöntemin sizin için daha uygun olduğu spesifik durumunuz göz önüne alınarak bir hukukçu tarafından anlaşılabilecektir.

İdari yaptırımlara karşı iptal davası açmadan önce sürelere ve zamanaşımlarına dikkat etmelisiniz zira İYUK’a göre (İdari yargılama usul kanunu) 60 günlük dava açma süreniz vardır. Tam yargı davası için zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde (her halde 5 yıl içerisinde) ilgili idareye başvuru yapılması gerekmektedir. 60 gün içerisinde bu itiraza bir cevap gelmez ise cevabınız reddedilmiş sayılır ve 2 aylık dava açma süreniz işlemeye başlar (dikkat edin zamanaşımı ve dava açma süresi aynı şey değildir) . Bu kısım biraz karışık, tam olarak anlamadınız biliyorum size anlayabilmeniz için bir grafik çizeceğim.

İptal ve tam yargı davası prosedürü hakkında İYUK’un 12 ve 13. maddeleri önem arz ediyor

İptal davası dilekçeniz mümkün olduğunca hukuki nosyonda, Danıştay kararları içeren, sistematik ve kapsamlı olmalıdır. Buraya örnek idare iptal davası dilekçesi eklemeyeceğim. Zira bu konuyla ilgili örnek, matbu dilekçeler idare hakimleri nezdinde gülünç duruma düşmeniz haricinde hiçbir işinize yaramayacaktır. İdari yaptırımınızı basit, yüzeysel ,sıradan, vasat bir dilekçe ile iptal edebileceğinizi aklınızdan dahi geçirmeyiniz.

Davanızı idari yaptırımı tatbik eden tüzel kişiliğe sahip kamu kurumunun bulunduğu yerdeki idare mahkemesine açabilirsiniz. Burada “tüzel kişilik” meselesine özellikle dikkat etmenizi öneririm. Zira eğer idari işlemi veya eylemi tüzel kişiliği olmayan bir kurum icra ettiyse bu kurumun bir üstündeki tüzel kişiliğe sahip olanına iptal davası açmanız gerekmektedir. Aksi halde mahkeme husumet yokluğundan davanızı reddedebilir.

7) Süreci takip etmek

Birçok vatandaş dilekçesini yazdıktan veya yazdırttıktan sonra süreci takip etmeyip oturduğu yerden herşeyin kendiliğinden çözüleceğini düşünüyor. Maalesef bu konuda da yanılıyorlar. Başvurunuzun, davanızın takipçisi olması lazım arkadaşlar. Dosyalar sizden ayrı olarak yürüyemez. Birilerinin bu dosyaların en hızlı ve etkin bir şekilde sonuca varması için iteklemesi gerekecektir. Eğer ki iptal davası açtıysanız muhakkak dava dilekçesinden sonra cevap dilekçenizi de yazmalısınız. Yeni delil ortaya çıktıysa bununla ilgili beyanlarda bulunmalısınız. Savunmalarınızı eksiksiz yapmalısınız. Harç ve masrafların tamam olduğundan emin olmalısınız. İtiraz ve istinaf dilekçeleri yerinde ve zamanında verilmelidir.

Sonuç olarak idari para cezalarının ve yaptırımların iptali sıkı takip ve çalışma gerektiren, bilgili ve ehil bir avukat kanalıyla yürütülmesi gereken bir süreçtir. Ayrıca sizlere idarenin eylemlerinden doğan zararların veya idari cezaların %100 geri alınabileceği yönünde vaatte bulunanlardan uzak durmalısınız. Zira adli bir vakada kimse kimseye garanti veremez. Böylesi garantiler verenler her halükarda suç işliyorlardır. Sormak istediklerinizi, danışmak istediklerinizi iletişim sayfamızdaki mail adreslerimizden veya 0534 552 yirmibiryirmialtı nolu numaradan WhatsApp kanalıyla veya arama yoluyla sorabilirsiniz.

İdari para cezaları ve yaptırımlarla ilgili özel hallerin danıştay kararları ışığında incelenmesi

1) Devlet Memurluğundan çıkarma cezasının bozulması ile ilgili karar

davacıya isnat edilen fiillerin, “referans norm” olarak dikkate alınabilecek olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezasını gerektiren fiil ve haller arasında yer almadığı, 125/D-(h) maddesinde yer alan “ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak” kapsamında ve “Kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasını gerektiren fiil ve haller içerisinde yer aldığı kanaatine varıldığından, davacının görevini sonlandıran sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlem hukuka uygun bulunmadığından, davanın reddine dair mahkeme kararında haklılık görülmediği GEREKÇESİYLE BOZULMUŞTUR.” (Danıştay 12. Daire E : 2017/2604 K :2018/402 Tarih : 05.02.2018

2) Vergi Cezasının tek başına savcılıktaki dosyada yer alan ifadelere göre kesilemeyeceğine ilişkin karar

Davacı adına, gerçekleştirdiği para transferleri işlemlerinden elde ettiği komisyon gelirleri için belge düzenlemediği ve yasal kayıt ve beyanlarına dahil etmediğinin tespit edildiğinden bahisle, hakkında tanzim olunan vergi inceleme raporuna istinaden tarhedilen 2010 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile VUK. 353/1 inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle DAVA AÇILMIŞTIR. İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin 26/11/2013 gün ve E:2012/2848, K:2013/2996 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, vergi inceleme raporundaki %1 komisyon ücreti alındığına dair tespitin sadece İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/21985 sayılı soruşturma dosyasına dayandırıldığı, komisyon alındığına dair inceleme elemanınca yapılmış somut bir tespit bulunmadığı, kurum temsilcisinin ifadesinde para transferlerinden komisyon almadıklarını beyan ettiği, ayrıca bu şirkete para transfer eden kişiler ve şirket çalışanları nezdinde tutanak tutulmadığı veya ifadelerine başvurulmadığı, dolayısıyla Savcılıkça yapılan tespitler ve alınan ifadelerin de tek başına matrah takdirine dayanak alınamayacağı, bu bakımdan olayın tarafları nezdinde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan tarh olunan cezalı vergide ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne KARAR VERİLMİŞTİR. Kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek BOZULMASI İSTENİLMEKTEDİR.”  (Danıştay 4. Daire, E : 2014/4001 K :2018/2097 Tarih: 01.03.2018)

3) İdari yaptırıma karşı açılan idari davada husumet sorunuyla ilgili davayla alakalı karar

Bu durumda; dava konusu işlemin 2872 s. Kanunun 24 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Edirne Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından tesis edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının dava konusu işlemin tesisi aşamasında herhangi bir ilgisinin bulunmadığı göz önüne alındığında, davanın yalnızca Edirne Valiliği husumetiyle görülüp karara bağlanması gerekirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının husumet mevkiine alınması suretiyle verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki İSABET GÖRÜLMEMİŞTİR.

Açıklanan nedenlerle; Edirne İdare Mahkemesinin 27/11/2014 günlü, E:2014/148 K:2014/1146 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22.03.2018 tarihinde OYÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ.” (Danıştay 14. Daire, E : 2015/3550 K :2018/1833 TARİH : 22.03.2018

4) İdarenin Anayasa 40. maddesi kapsamında hak arama özgürlüğü hususunda bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin idari ceza için iptal sebebi olduğuna dair karar

Bu durumda, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, davalı idare tarafından davacıya gönderilen 20.11.2013 tarih ve 13953 sayılı davalı idare işlemi ile eki 31.10.2013 tarih ve 83999 sayılı faturada, davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süreleri belirtilmediğinden, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edilmiş olması karşısında 20.11.2013 tarih ve 13953 sayılı davalı idare işlemi ile eki 31.10.2013 tarih ve 83999 sayılı faturanın davacıya tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamadığı anlaşıldığından, Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul hükümlerine UYGUNLUK BULUNMAMAKTADIR.

İdari Para Cezası geldikten sonra nereye, nasıl ödeyeceğim?

İdari para cezası genel kural gereği mal müdürlüğüne ödenir. Kanun karmaşıklığı önlemek adına cezanın nereye ödeneceğinin ceza tebliğ kağıdında belirtilmesini zorunlu kılmıştır. Yine SGK gibi bazı kurumlardan gelen idari para cezaları yalnızla o kuruma, veyahut banka ile ptt şubelerine ödenebilir. Cezanın erkenden (15 gün içerisinde) ödenmesi 1/4 indirimli şekilde ödemenize yarayacaktır. Hem erken veya geç ödeyip hem de cezaya itiraz edebilmeniz pekala mümkündür ve mantıklıdır da. Bu noktada belirtmek gerekir ki idari para cezalarının cezayı veren kurumla temasa geçilmek suretiyle yapılandırılması, taksitlendirilmesi olanakları mümkündür. Taksitlendirme seçeceği aynı zamanda kanundan doğan bir haktır (5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (3) nolu fıkrasında “İdari para cezası, Devlet Hazinesine ödenir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde idari para cezasının, ilk taksidinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir.)

İdari para cezaları döviz, altın, kıymetli evrak gibi yöntemler ile değil Türk Lirası ile ödenmelidir.

Saygılarımla

Av. Mehmet Görünmez

Yorum ekle

Takip Et

Son Yorumlar