İş Lazım
Steve Jobs’un Hayatından 5 Umut Verici Öğüt

Steve Jobs’un Hayatından 5 Umut Verici Öğüt

Silikon Vadisi’ne gerçekleştirdiğim girişimcilik umresi: bir restrospektif, tam da büyük vizyoner Steve Jobs öldükten yedi yıl sonra…

İşte Steve Jobs’un hayatından umut verici 5 öğüt.

Wuuff CEO’su Sandor Fagyal’ın yazısı…

1. Size ilham veren birini bulun.

Girişimcilik kolay değil. Başlarda düzenli bir işi bırakıp kendi yolunuzu çizmek zaten korkutucuyken, bu bilinmezlik dünyasında ilerledikçe işlerin gittikçe zorlaştığını göreceksiniz.

Yani, kendinize “acaba bırakmalı mıyım?” sorusunu soracağınız o kaçınılmaz an geldiğinde, değerleri sizinkilerle örtüşen bir ilham ışığınızın olması, hayallerinizin peşinden koşarken yolunuzu aydınlatabilir.

Ben ve benim gibi bir çokları için Steve Jobs bu ilham ışığı olmaya devam ediyor. Ürün tasarımı, kalite ve servise karşı takıntısı ve pazarlama yetenekleri karşısında hayranlığımı gizleyemiyorum. Hatta Apple çıkartmaları fikrini, markamın tanınırlığını artırmak adına biraz ödünç almış bile olabilirim. Bunu yapan tek girişimci ben değilim: mesela Ruschelle Khanna için bu itekleyici güç, telefonunun ana ekranını süsleyen bir Richard Branson fotoğrafıymış.

Ne olursa olsun, fikir apaçık ortada: girişimci olarak hayallerinize ulaşmak için her gün yorulmadan çalışmak ve çabalamak zorundasınız. Sizin geçtiğiniz yollardan daha önce başarıyla geçmiş birini idol haline getirmek, size devam etmek için gereken motivasyonla kavuşturabilir, dahası idolünüzün başarı ve hatalarından da ders çıkarabilirsiniz.

2. Meydan okumalardan kaçmayın.

Macaristandan kalkan uçağım San Fransisco’ya indiğinde, Silikon Vadisindeki yolculuğuma başlamam için son bir engeli aşmam gerekiyordu: fazla şüpheci ve ters bir gümrük memuru… Bana Amerika’yı ziyaret sebebimi sorduğunda, eski Apple başkanının hayatının bir gününü yaşamaya geldiğimi izah ettim. Memur buna inanmamıştı.

Birkaç saatlik sorgudan sonra salıverildim. Bu tarz tersliklerin ve meydan okumaların bir girişimcinin hayatında normal şeyler olduğunu iyi biliyorum. İnsanlar yaptığınız iş ve sahip olduğunuz hayallere her zaman şüphe ile yaklaşırlar. Bu durum, hayallerinizi kovalamaktan sizi vazgeçirmemeli.

inventRight kurucularından Stephen Key de aynı fikirde ve şöyle diyor:” başarılı girişimciler kendilerini zorlarlar. Rekabette tutunabilmenin en iyi yolu zorluklardan asla kaçmamak ve hayallerinize giden yolda karşınıza birilerinin dikilmesine imkan vermemektir”.

3. Hayalinizden azıyla asla tatmin olmayın.

Silikon Vadisine yaptığım yolculukta, farkında olmasak da sahip olduğumuz yaratıcı potansiyelin büyüklüğünü keşfettim diyebilirim. Bir girişimci olarak günü birlik işlere dalıp hedefinizi asla unutmamalısınız. Hedefinize odaklanmalı ve imkansız denen şeyin yalan olduğunu sürekli kendinize hatırlatmalısınız.

Jobs ile ilgili komik bir anısını hatırlayan eski bir Apple mühendisinin anlattığına göre, ilk iPod’un prototipi tamamlanıp Steve Jobs’un önüne gittiğinde, çok büyük olduğu için anında reddedilmiş. Aletin en modern teknolojilerle hazırlandığını ve daha küçük hale getirilemeyeceğini anlatan mühendislere Steve Jobs dahiyane bir cevap vermek için prototipi alıp bir akvaryuma atmış ve çıkan kabarcıkları göstererek “ bu kabarcıklar çıkıyorsa, bunun içinde boşluk var demektir, daha küçük yapın” demiş.

Aynı Steve Jobs gibi, hayal ettiğinizden bir eksiğine asla tamah etmemelisiniz. Silikon Vadisi dünyanın e parlak zekalarına ve en iyi mühendislerine ev sahipliği yapıyor olabilir, fakat dünyanın her yerinde bu insanları bulmak da mümkün. Örneğin memleketim Budapeşte’de ne kadar fazla işinin ehli mühendis yaşadığına şaşırırsınız. Takımınızla birlikte kafanıza koyduğunuz şeyi bir şekilde başarabileceğinizin daha iyi bir kanıtı olamaz.

4. Bir girişimci çevresi oluşturun veya bu çevrelerden birine girin.

Silikon Vadisinin sokaklarında gezerken girişimciliğin ruhunu hissedebiliyordum. Anladım ki bu gibi ekosistemler kurarak ve etrafınıza sizin gibi hedefleri doğrultusunda çalışan ve yardımlaşan insanları toplayarak bir adım öne geçme şansı yakalayabilirsiniz.

Dahası, bu tarz ekosistemler sürekli bir inovasyon döngüsü yaratıyor çünkü bu tarz yerlerdeki işletmelerde çalışanlar ileride kendi girişimcili kariyerlerine başlarken kullanacakları yetenek ve bilgileri ediniyorlar ve çevre de yapıyorlar.

Örneğin eski Apple çalışanlarının kurduğu başarılı birkaç şirkete bakalım: Nest, Android, Salesforce ve nicelerine… Salesforce kurucusu Marc Benioff, seksenlerde Apple bünyesinde yalnızca bir yıl çalıştığı halde, hayatındaki inanılmaz etkiyi şu şekilde anlatıyor: “ O yaz, bir girişimcinin devrimci ve ilerici düşünceyi nasıl ateşleyebileceğine tanıklık ettim.”

Bu yüzden, bulunduğunuz yerdeki girişimcilik çevresinin içinde bulunmak çok ama çok önemli hale geliyor. Bu topluluğun üyeleri bir araya gelip mücadelelerini, hikayelerini ve başarı sırlarını paylaştığında, ortamdaki gençlerin ilhamla dolmaları şüphesiz kaçınılmaz olacaktır. Bu tarz topluluklar dünyanın her yerinde birleşebilirler. Bizim Macaristan’daki topluluğumuz henüz çok genç olmasına rağmen, benim gibi girişimcileri motive ve ilhamla dolu tutmaya yetiyor.

5. Bir kitap alın ve okumayı asla bırakmayın.

Her uçuşumda, havalimanındaki sahafa bir uğrar ve uçuş için kitap alırım. Silikon Vadisine yaptığım yolculuk da istisna değildi. Fakat havalimanı kapılarından çıkar çıkmaz, gördüğüm kitap dükkanlarının çokluğu beni şok etti. Sürekli bu kitapçılarda gezindim, kahvemi yudumlarken finans kitaplarını karıştırdım. Bu alışkanlığımı fazlasıyla zihin geliştirici ve ödüllendirici buluyorum.

Tabii bu öneriyi yapan tek kişi ben değilim. Bill Gates, Warren Buffet, Mark Zuckerberg ve diğer bir çok girişimcilik yıldızı ortak okuma alışkanlıklarıyla bilinirler. Hatta Gates her yaz okumak için 5 kitap önerir. Yapılan bir araştırmaya göre, maddi anlamda başarılı insanların yüzde 88’inin günde en az yarım saat kitap okuduğunu göz önüne alınca, tüm taşlar yerine oturuyor.

Okumak sizi sadece daha zeki yapmaz, aynı zamanda bir ilham kaynağı olarak da size katkı sağlar. Benim açımdan Zappos CEO’su Tony Hsieh’in Delivering Happines ve Facebook’un hikayesini anlatan The Accidental Billionaries kitapları ilham ışığı olmuş ve her şeyin başarılabileceğine olan inancımı artırmışlardı. Okumak basit bir öneri olarak görülebilir fakat girişimciler için önemini anlatmaya kelimeler yetmez.

Toparlayalım…

Fırsatların değerini bilmeyiz, kaynaklarımızı ve ilhamımızı ise genelde çarçur ederiz. İşte tüm bunların ağırlığını ve önemini de, hepsini kaybettiğimiz anda anlarız çoğu zaman…

Steve Jobs’a duyduğum hayranlık her zaman bu ölçüde büyüktü fakat, girişimci olduğum için ne kadar şansı olduğumu ve ilham almanın önemini onun ölümüne ve bu yolculuğuma kadar tam idrak edememiştim. Girişimcilik maceranıza devam ederken verdiğim bu öğütleri asla aklınızdan çıkarmayın, ve asla ilham ışığınız sönmesin.

Yorum ekle

Takip Et

Son Yorumlar